Bayındır; Biz Nerede Kalmıştık, Diyerek Hizmete Başlayacağız

BEYŞEHİR - Beyşehir’de, 31 Mart’ta yapılan mahalli idareler seçimlerini kazandıktan sonra düzenlenen törenle mazbatasını alan Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, “Beyşehir’in sorunlarını biliyoruz. Biz nerede kalmıştık, diyerek hizmet etmeye başlayacağız; Beyşehir diyeceğiz ve yola çıkacağız”dedi.

Bayındır, gazetecilere yaptığı açıklamada, Beyşehir’de 1 Nisan’dan itibaren başlayan yeni dönemin önemli ipuçlarını verdi.

Devir teslimin ardından başlayacak yeni dönemde İlçe Belediyesi olarak şeffaf bir belediyecilik anlayışı sergileyeceklerini anlatan Bayındır, “Bu şeffaf politikayı, Beyşehir’in yedisinden yetmişine, dağından düzüne, ovasından nehrine, gölüne kadar herkes hissedecek. Çünkü şeffaf belediyeciliğin anlamı hesap verebilirliktir. Biz hesap verebilirliğin nasıl olduğunu iyi biliriz. Çünkü yaradanın bize verdiği bir emanettir bu. Yaradanın verdiği bu emaneti, tüyü bitmedik yetim hakkını koruyarak, adaletten vazgeçmeyerek, insanlara ‘bana oy verdi, vermedi’ anlamında bakmadan ilçemiz halkına hizmet edeceğiz. Ben Beyşehir birliğini tesis edeceğimi iddia ediyorum” ifadelerini kullandı.

Göreve başlamasının ardından Beyşehir’in beklediği hizmetlerin sırasıyla yerine getirilmeye başlayacağını da aktaran Bayındır, şöyle konuştu:

“Beyşehir’in beklediği hizmetler sıraya konacak ve sırasıyla çözülecek. Bölgemizde önemli yerler var Üzümlü, Huğlu, Doğanbey, Karaali, Sadıkhacı gibi bölgelerde önem vereceğimiz projelerimiz var. Hayvancılık, tarım gibi, seracılık gibi bütün bunların hayata geçmesi için alan çalışmalarımızı başlatacağız. ‘Bölgelere böleceğiz’ dedik, şehrimizi 5 demiştik 8 bölgeye böleceğiz. Bu 8 bölge ile ancak bölgenin mülakatının hakkından gelebiliriz.  Bizim insanımıza ayağında hizmet vermenin şartlarından biridir bu.”

“3 FABRİKA DEDİK AMA, 7 YATIRIMCI GELMEK İSTİYOR”

Yerel seçim sürecinde istihdam adına sözünü verdiği en önemli projelerden birisi olan 3 fabrika sözüne de değinen Bayındır, şunları kaydetti:

“Benim en önemli projem olan 3 fabrikanın süratle yola çıkması için organize sanayinin sağında solunda, hazine arazilerini birleştirerek o yatırımcılarımıza yer hazırlamam, tapu devrinin tahsisini yapmam lazım. Akabinde de tesisleri dizmemiz lazım. Biz 3’le başladık ama iddialı laf edeceğim. Şu an 7 kişi gelmek istiyor. Biz bu 7  yatırımcıya bu sahaları açmalıyız. Bu, şununla olur; ne dağdaki maden yuvarlanır ayağımıza gelir, ne Adana’daki pamuk yuvarlanır bizim ayağımıza gelir, ne de alüminyum dağdaki kıpkırmızı toprağın içinden çıkıp gelmez. Üretilir, eritilir ortaya çıkartılır. Şehrimizde bu istihdamı yaratabilmek için biz ayağına gideceğiz. İstanbul’daki tekstilcimin, Avrupa’daki iş adamımın, İzmir’deki hemşerimin ayağına gideceğiz. Onları ne kadar çok getirebilirsek; ‘7’ dedik,  17 olsun, niye olmasın. Sunu söylemeye çalışıyorum; bölgemin ekonomisinin canlanması bizim burada 8-10 bin işçi seviyesine gelmemiz ile olur. Yani Akkanat’taki bin kişi, 7 de  arkasına eklersek, mermeri de 2 bin eklersek, 9 – 10 bin kişi Beyşehir ekonomisine girdi yapması halinde ilçemizde 25-30 milyonluk bir paradan bahsediyorum. Bunun şehrin insanına yansıdığını dolaylı, bir şekilde şoföre yansıdığını, kamyona yansıdığını, nakliyeye yansıdığını her şeyi düşünün ortalama bu 50-60 bin kişi eder.  Beyşehir insanının huzurudur refahıdır bu, ben bunun bekçisi olacağım. Bunun mücadelesini yapacağım.

Yani bu bir inançtır, inananların aldığı bir sonuçtur. Beyşehir tarihine de bu  şöyle geçmelidir; bir örnek kondu.  Bu örnekten gençler ansiklopedi olarak faydalansın, bir Adil Bayındır vardı bir zamanlar şimdi gitti. Bu ne yaptı da halkla bu kadar bütünleşebildi, iyi incelesinler.  Bütün partilere de söylüyorum bu lafı.  Particilik seçimden seçime olmaz, kongreden kongreye olmaz. Particilik yedi ile yedi, yetmiş ile yetmiş olmayla olur, gece gündüz bir arada olmayla olur. Sahip çıkmayla olur, çıkanlara sözüm yok. Bunu şunun için söylüyorum. Bu şehir insanlarının bir birine sahip çıkanlara ihtiyacı var.Anlatmak istediğim şu; biz bir yol açtık bu yolu beş sene devam ettireceğiz. Beş sene sonra vaatlerimiz değil, sözlerimiz…  Ben vaad vermem, umut vermem, ben söz veririm.  Sözümü yerine getirmek için kendimi parçalarım. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Hiç kimseyle bir dargınlığım yok, kırgınlığım yok.”

 “BAĞIMSIZ KAZANDI, NE YAPACAK?” DİYENLERE…

Bayındır, Beyşehir’de “Bağımsız kazandı, ne yapacak?” sorusunu yöneltenlere de şu sözlerle cevap verdi:

“Bağımsız kazandı ne yapacak? En çok konuşulan bu, ‘belediye meclisi başka, nasıl yapacak?’ Ben belediye meclisi dahil herkesle çalışırım. Benim gibi düşündüğüne eminim herkesin, samimi olduğuna inanıyorum. Biz el birliği olduğumuz sürece aşamayacağımız proje yok. Yapamayacağımız hiçbir hizmet yok. Öyleyse ‘efendim size yarım pay gelmezmiş’ diyenler… Benim devletimin bir sistemi var, İller Bankası ile gelen paralar var. Devleti yönetenler ile benim kavgam olmaz.

“SEÇİM SÜRECİNDE NE SÖYLENMİŞSE, BÖLGENİN TÜM PROJELERİNİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIM”

 Sayın cumhurbaşkanımızdan ve bakanlardan seçim arefesinde ne söylenmişse Gembos yolu, tüneli ve tünel çıkışı da dahil bölgemin bütün projelerinin takipçisi olacağım. Beyşehir Gölü’ne 200 milyonluk bir yatırımla temizlik mi yapılacak, onu yaptıracağım. Şu günden ilan ediyorum; sayın bakanı sözünde durmaya davet edeceğim. Gideceğim görüşeceğim. İki proje söylediler; biri millet bahçesi, biri de göl temizliği, ambulanslar, sağlık yatırımlarını saymıyorum onları zaten takip edeceğiz. Ben devletimin kurumları ile şehrimin halkının temsili bakımından kaynaşmasını sağlarım. Ben devleti yöneten birim amirleriyle nasıl birlikte çalışılacağını iyi bilirim. Onlardan ince hesap yapan olursa kendi bilir, benim ince hesaplarım olmaz. Bürokratlarla uğraşma gibi bir niyetim olmaz. Halk böyle istedi buna saygı duyulmalı kaybetseydim ben duyardım, tebrik ederdim. İnşallah bir haftalık bir intikaya uğradık. Maç yarım kalmadı, son uzatmalar sekiz dokuz dakika uzadı. 90+8 oldu, nihayet maç bitti. Ama asıl maç bu gün, onlar kaybetmez, ben de kaybetmem, ben de kazanmam onlar da kazanmaz. Mühim olan şehrin kazanması demek istediğim buydu.”