Beyşehir, Göl Festivaline hazırlanıyor

BEYŞEHİR - Beyşehir İlçesi, Ağustos ayının son günlerinde yapılması planlanan Göl Festivali’ne hazırlanıyor.

Beyşehir’de bu yılki festivalin, oluşturulacak bir festival komitesi tarafından yürütülecek çalışmaların ardından organize edilmesi benimsendi.

Festival organizesini gerçekleştirecek olan komite üyelerini belirlemek üzere Beyşehir Belediyesi Sosyal Tesisleri’nden Beyazpark Aile Çay Bahçesi’nde  istişare ve değerlendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Belediye Başkanı Adil Bayındır, bu yıl 12’incisini düzenlemeyi hedefledikleri göl festivalinin yoğun bir ilgi ve katılımla gerçekleştirilmesi için hazırlıklara haftalar öncesinden başladıklarını söyledi. Yurtdışından ve Türkiye’nin değişik bölgelerinden de bu yıl Beyşehir Göl Festivali’ne yoğun katılım beklediklerini ve bu konuda da hedefe ulaşmak için bir çalışma içerisinde olacaklarını dile getiren Bayındır, “12’incisi diyoruz ama geçmişte bizim de 3 tane yaptığımız göl festivali vardı. Nedense onu saymadılar, bunu da söyleyeyim. Sitem değil bu, bir yerde gelenekselleşmesinin süreyle alakası vardır her ne yapıyorsanız. Festivaller efsaneleşir, markalaşır. Ne kadar bunun sayısı çoksa… Efendim 120’incisi yapılıyorsa, süreye uyduğunuz zaman bayağı bir süredir kulüpler vardır, dev kulüpler Barcaleno’da, Real Madrid’de işte 110 senelik, 120 senelik. Üç büyükler vardır 110 senelik, 115 senelik, içinde en genci vardır, en yaşlısı vardır. Ama özü şudur; bir yerde yapılan bir yerde yok sayılmaz, devamlılık esastır diyorum. Bu yıl 12’incisini yapıyoruz madem tarih olarak da Ağustos ayı bizim bölgemizde hem ürünümüzün yoğunluğu, hem bağ bozumunun olduğu, hem harmanın kalktığı, hem de Avrupa’daki ve İzmir’deki insanlarımızın buraya intikal ettiği gün olarak 20 Ağustos’u daha çok benimsedim. Yani Ağustos’un sonu. Burada bir on günlük program yapılmış geçmişe dayalı bir öngörü olarak. İçinizde belki buna ‘gün sayısını düşürelim’ diyenler de olabilecektir. Bugün aramızda sayın kaymakamımız da var. Onun başkanlığında bu toplantıyı yapıyoruz. Ben Beyşehir’in festivalini çok manalı, çok da anlamlı buluyorum. Manası büyük olması bakımından Beyşehir, gölüyle bu çok müstesna bir  yer. Gölü, dünyada sayısı çok az olan göllerden biri. Rengi ile doğasıyla, ormanıyla, dağıyla, tarihinde. Zira, bu gölün sayesinde tarih yazılmış buralarda. 1071’den sonra Anadolu’ya girişimizden itibaren biz de burada doğmanın gururunu yaşıyoruz. İyi ki burada doğduk.

“BEYŞEHİR’İMİZE LAYIK BİR FESTİVAL YAPALIM, ZİRA SADECE 73 BİN KİŞİ DEĞİLİZ, BİZ ASLINDA 1 MİLYON 300 BİNA VARAN BİR BEYŞEHİR TOPLULUĞUYUZ.”

Beyşehir’imize layık bir festival yapalım derim. Zira, 73 bin 800 kişi değiliz, zira biz 1 milyon 300 bine varan bir Beyşehir topluluğuyuz. Avrupa’da, Norveç’te, Almanya’da, Danimarka’da, Belçika’da, Hollanda’da, İsviçre’de her yerde bir Beyşehir topluluğu vardır.Bunları topladığınızda; İzmir bunların en büyüğü, en büyük nüfusumuzun olduğu yer İzmir’dir, İstanbul’dur. Akabinde Antalya’dır. Hemen onun arkasından Ankara’da bir grup, ama Konya merkezde de derken 1 milyon 300 bine varan bir Beyşehir topluluğu..  Yani Beyşehir’i görmüş, tanımış, tanımaya devam edecek ve şehrine bağlı, kendine, aidiyet duygusunu hisseden zenginlerimiz var. İlim adamlarımız, bilim adamlarımız, alimler, akademisyenler, bu şehri düşünenler, bu şehri ona yazanlar, bu şehir uğruna yatırım yapanlar…

“GÖLÜMÜZÜ, BÖLGEMİZİ NASIL TANITIRIZ, BÜTÜN BUNLARI KAPSAYAN BİR FESTİVAL YAPMALIYIZ”

 Çok değerli insanlarımız var. O yüzden festivali anlamlı hale getirmenin yolu hem Beyşehir ekonomisine nasıl yol veririz, hem Beyşehir gölümüzü, bölgemizi nasıl tanıtırız. Bütün bunları kapsayan bir festival yapmalıyız. Benim yılların getirdiği tecrübe ile elde ettiğim, maksadımız şehrimizin istihdamını, şehrimizin tanıtımını, şehrimize gelecek turistin bırakacağı meblağları, burada yaşayan insanlarımızın esnafımızın, çalışanlarımızın ekmek kapısı diye gördüğü yerlerde satış çoğalırsa, adam sayısı çoğalacağı bilinciyle, yani şehrimizi pazarlama, bu şehri tanıtmak…  İyi bir pazarlamacı mıyız, değil miyiz, biz iyi bir pazarlamacıyız. Üstelik olağanüstü elimizde büyük bir alan var. Beyşehir gölü, tarihi hususu, coğrafi konumu, geçiş noktasındaki değeri, Konya’nın hemen dibinde deniz gibi bilinen bir göl, Akdeniz’in balkonu. Çünkü, bana göre Toroslar onun balkonudur. Bütün bunları içeren  bir festival yapalım. Ben bu sene festivalin İzmir’i, Ankara’daki büyüklerimizi Konya’daki hemşerilerimizi ama Antalya’yı, biz Antalya’yla iç içeyiz zira bizim dağlarımızda Yörük göçleri devam etmiştir yıllarca. Biz iç içeyiz… Toros’un bir yüzü onlar, bir yüzü biziz. Onları, Akdeniz’i bir defa bu işin içine çekmeliyiz. Antalya’dan Manavgat, Serik, Alanya’ya kadar, bir ucu Kumluca’ya kadar olan bölgede Beyşehir’i seven yörüğümüz bizim de bağlı olduğumuz boyların çocuklarıyız. O tarihteki dokuyu hepimiz biliyoruz. Her birimiz bir boydan gelmişiz, o yüzden bu kaynaşmayı büyütmeliyiz. Bu işin arkasından ne çıkacağını tahmin edebiliyorum, hep beraber bu işin içerisine Antalya’yı da dâhil edeceğiz. Çalışmayı, lobiyi orada da yapacağız. İzmir’deki derneklerimizi, İzmir’deki insanlarımızı bu festivalin içerisinde mutlaka görmeliyiz diye düşünüyorum” dedi.

“FESTİVALLERİ KÜÇÜMSEMEMEK LAZIM”

Beyşehir Kaymakamı Yusuf Özdemir de, dünya ülkelerinin çoğunda olduğu gibi festivallerin Türkiye’de de turizme katkı açısından önemli olduğunu dile getirdi.  Beyşehir’de de uzun yıllardır devam edegelen bir festival geleneği olduğunu bunu sürdürmek gerektiğini vurgulayan Özdemir, “Başkanımızın da dediği gibi, ilçemizin doğal zenginliklerinin, güzelliklerinin tanıtılmasında festivali çok güzel bir araç olarak görmek lazım. 10 gün boyunca gelen giden olacağı gibi, gören, duyan da olacak. İşte bir şehrin veya bir ilçenin markalaşması adına çok büyük bir faktör. Yani küçümsememek lazım. Onu da bir etkinlik olarak değerlendirmek lazım. Bu tür faaliyetleri, etkinlikleri ilçemizin tanıtılması anlamında, turizmin gelişmesi anlamında çok büyük bir değer olarak yaşatmak gerekiyor. Festivalin herkes destek verdiği takdirde ilçemiz için çok güzel bir çalışma olacağını düşünüyorum” şeklinde sözlere yer verdi.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Beyşehir Ali Akkanat Turizm Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Mete Sezgin ise 7 günlük bir festival süresinin bile Beyşehir için yeterli olabileceğini düşündüğünü dile getirerek, “Göl Festivali artık günümüzde Beyşehir için olmazsa olmaz bir organizasyon haline geldi. Turizm Fakültesi olarak biz de el birliği içerisinde üzerimize düşen ne gibi bir katkı ve destek varsa vermeye hazırız. Yurtdışında bakıyorsunuz festivaller adeta panayır havasında geçiyor, o bölgenin tanıtımına, turizmine önemli katkılar sağlıyor. Beyşehir’de de panayır havası içerisinde bir festivalin bölgemize kazandıracağı çok şeyler olacaktır.  Ama, insanlarımızın, misafirlerimizin memnun olduğu, olacağı  bir festival oluşturmak için yapılabilecekler konusunda da iyi bir istişare ve değerlendirmeler yapmak gerektiğini düşünüyorum. Bu hususta da gerekli katkı ve destekleri fakülte olarak vermeye hazırız” diye konuştu.

Toplantıya, Beyşehir Kaymakamı Yusuf Özdemir, Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, Beyşehir Ticaret Odası Başkanı Mustafa Akbıyık, SÜ Beyşehir Ali Akkanat Turizm Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Mete Sezgin, Kent Konseyi Çalışma Grupları’nın başkan ve temsilcileri katıldı.